Havalimanında başlar, havalimanında biter turistin çilesi !Sevgili dostlar,Bu haftaki yazımdan itibaren Marmaris'in küçük görünen ama hepimizi yere serme potansiyeline sahip sorunlarını, başka bir deyişle "Marmaris'in sivrisineklerini" irdeleyeceğiz.Bilindiği gibi sivrisinek, taşıdığı hastalıklar nedeniyle dünyadaki en ölümcül hayvandır. Boyu küçüktür ama verdiği zarar büyüktür. Turizmde de memleketimizi yere seren böyle küçük "sivrisinekler" var. Bunlarla mücadele edilmedikçe turist sayısındaki düşüşü yalnız ekonomik krize, savaşa ya da döviz kuruna bağlamak doğru olmaz.Öncelikle bir konuyu vurgulamak istiyorum. Ben Marmarisli olsam da yıllarca memleketinden ayrı kalmış ve onu yeniden tanımaya çalışan bir emekliyim. Bu nedenle turizm konusunda yazmam bazılarına ukalalık gibi gelebilir.Askerlik mesleğimin ilk yıllarında Türkiye'nin en batısındaki tek keşif alayında görev yapıyordum. Keşif birliklerinde önce görür, sonra rapor edersiniz. Yorum daha sonra gelir. Çünkü sorunların anlık fotoğraflarını doğru olarak çekmek önemlidir. Bir süredir sizlerle gözlemlerimi paylaşıyorum. Umalım ki özellikle yöneticilerimiz bu tespitlerimize göre gereken tedbirleri alırlar. Her problemin çözümü, öncelikle o problemin doğru olarak tespitiyle başlar. Havalimanı kazığı, ilk ve son sivrisineğimizdir. İki yıl kadar önce tatilini İstanbul'da geçiren İsviçreli bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Türkiye'nin tarihini, doğasını, insanlarını uzun uzun övdü. Sonra durdu ve gülerek, "Ama ömrüm boyunca yemediğim kazığı İstanbul Havalimanında yedim." dedi.Ne yazık ki haksız değildi.İstanbul Havalimanındaki yiyecek ve içecek fiyatları özellikle ayaküstü karnını doyurmak isteyen yolcular için olağan havalimanı fiyatlarının da ötesine geçmiş durumda. 2025 yılında New York Post, The Mirror ve Corriere della Sera gibi gazeteler İstanbul Havalimanını yiyecek ve içecek fiyatları bakımından dünyanın en pahalı havalimanları arasında gösteren haberler yayımladı. Bir tabak Sezar salatasının yaklaşık 20 dolar, hamburger menüsünün 20 dolar, bir muzun 7 dolar, bir şişe biranın ise yaklaşık 20 dolar olduğu bir ortamda yolcuya "Biz sizi kazıklamıyoruz." demek pek inandırıcı olmuyor.İstanbul Havalimanı yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük transit merkezlerinden biri. Üç kıtayı birbirine bağlayan bu terminalden milyonlarca yolcu Türkiye'ye giriş bile yapmadan geçiyor. 2025 yılında yaklaşık 40 milyon uluslararası transfer yolcusu İstanbul Havalimanını kullandı. Aynı yıl Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı yaklaşık 53 milyon oldu.Yani neredeyse ülkemizi ziyaret eden turist kadar insan, Türkiye hakkında ilk kanaatini daha ülkeye adım atmadan İstanbul Havalimanında oluşturuyor.Şimdi kendimizi o yolcunun yerine koyalım.Dört kişilik bir aile birkaç saatlik aktarma sırasında sadece bir şeyler atıştırmak için 80-100 dolar ödüyor. Uçaktan iner inmez karşılaştığı ilk tablo bu oluyor. Siz olsanız böyle bir ülkeyi tatil planınızın başına yazar mısınız ?Üstelik sorun yalnız İstanbul'da da değil.1981’den beri hizmet veren ve Türkiye’nin ilk turistik maksatlı havalimanlarından biri olan Dalaman Havalimanı hakkında da yıllardır özellikle İngiliz turistlerin benzer şikâyetleri uluslararası seyahat sitelerinde ve sosyal medyada tekrar edip duruyor. Tripadvisor'da "fahiş fiyat", "kazıklanma", "utanç verici fiyatlar" gibi ifadelerle yüzlerce yorum yapılmış. Türkiye'deki tüketici platformlarında ise bir simit tabağı ve çaya yüzlerce lira ödendiğini, sıradan sandviçlerin şehir fiyatlarının üç ya da dört katına satıldığını anlatan çok sayıda şikâyet bulunuyor. Daha da kötüsü, bu şikâyetlerin önemli bir kısmı yalnız fiyatlarla değil, ürün kalitesi ve hizmet anlayışıyla da ilgili. Dalaman’ın önemini irdeleyelim: Aslında Dalaman Havalimanı Muğla turizminin resepsiyonudur. Dalaman, Marmaris'e, Fethiye'ye, Dalyan'a ve Göcek'e gelen milyonlarca turistin ilk ve son durağıdır. Biz onu ayrı bir işletme gibi görsek de turist hizmeti bir bütün olarak algılar. Daha bavulunu almadan, ilk kahvesini içerken, ilk sandviçini yerken Türkiye hakkında karar vermeye başlar.Daha önemlisi dönüş yoludur. On gün boyunca harika bir tatil yapmış turist, dönüşte Dalaman Havalimanında dört kişilik ailesiyle bir şeyler yiyebilmek için birkaç bin lira ödeyince tatilin son izlenimi bozuluyor. İnsan çoğu zaman tatilini son yaşadığı duyguyla hatırlar. İşte bu yüzden son izlenim bazen ilk izlenimden bile güçlüdür.Bir tarafta Türkiye'yi tanıtmak için milyonlar harcıyoruz. Öte tarafta havaalanındaki bir sandviç bütün reklam kampanyasının önüne geçebiliyor. Hep dediğimiz gibi : ‘İlk izlenim, son izlenimdir.’ Turizmi sadece büyük krizler değil, küçük görünen ama milyonlarca insanın hafızasında yer eden ayrıntılar yaralar. Türkiye'yi tercih eden turistin büyük bölümü milyoner değildir. Kendi ülkesinin orta direğidir. Tatil bütçesini aylar öncesinden planlar. Bu insanlar ışıl ışıl vitrinlerden çok fiyat etiketlerine bakarlar. Havalimanı onlara fiyat konusunda da emniyet ve öngörülebilirlik sağlamalıdır. Çözüm zor değil. Dalaman’da fiyatlara makul bir üst sınır getirilmesi, yerel üreticilerin daha fazla yer alması, fiyat ve kalite denetimlerinin artırılması bile büyük fark yaratabilir. Ayrıca ülkeye daha fazla turist gelmesini istiyorsak İstanbul’dan geçen uluslararası transit yolcuların ‘kazıklanma’ algısını ortadan kaldırmalıyız. O fiyatlar o ışıl ışıl tesise hiç yakışmıyor. Önümüzdeki hafta başka bir sivrisinek hakkında görüşmek üzere...