Ana içeriğe geç
Mustafa Kemal Uysal
Mustafa Kemal UysalKöşe Yazarı

MARMARİS’İN SİVRİSİNEKLERİ-2

Ortak bir dil oluşturmadan turizmde başarılı olamayız Sevgili dostlar, Ağustos ayının gelişiyle birlikte sıcaklar iyice bastırdı.

Ortak bir dil oluşturmadan turizmde başarılı olamayız

Sevgili dostlar,

Ağustos ayının gelişiyle birlikte sıcaklar iyice bastırdı. Ülkedeki ve dünyadaki yakıcı ve baş döndürücü siyasal iklimin  yanı sıra ciğerlerimizi yakan orman yangınları da hepimizi bunaltıyor. Bu vesileyle beş yıl önceki felakette doğamızı ve yaşamı korumak için mücadele ederken hayatını kaybeden iki genç kahramanımızı, orman işçimiz Görkem Hasdemir’i ve ekiplere gönüllü olarak su taşırken kaybettiğimiz Şahin Akdemir’i minnetle anıyoruz. Aradan geçen yılların o büyük acıyı ve alevlere karşı omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi unutturmamasını diliyoruz. Marmarisliler olarak dağlarımızı, ormanlarımızı, zeytinlerimizi, hayvanlarımızı korumaya ve bu zenginliklerimize göz diken, zarar verenlere karşı da canla başla mücadele etmeye hazırız.

Bu hafta Marmaris’in sivrisinekleri serimize devam ederken, ilk olarak geçen yıl İstanbul Havalimanı'nda dikkatimi çeken küçük bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Havaalanında misafirlerimden birine yardımcı olmak için Türk Hava Yolları'nın bilgi masasının önünde bekliyordum. O sırada Afrika'nın farklı ülkelerinden gelen birkaç yolcunun görevlilere derdini anlatmaya çalıştığını gördüm. Kiminin bağlantılı uçuşu aksamıştı, kimi ise  varış ülkesine gidiş öncesinde vize problemi yaşamıştı. Çaresizce bilgi almak istiyorlar ama görevlimiz Fransızca bilmediği için dertlerini anlatamıyorlardı. Kimsenin niyeti kötü değildi. Sorun sadece ortak bir dilin bulunmamasıydı. Tesadüfen orada olduğum için birkaç yolcu ile görevliler arasında iletişime yardımcı oldum. Dakikalardır çözülemeyen bazı meselelerin birkaç dakika içinde çözüldüğünü görünce aklımdan şu düşünce geçti: Sorun sadece Fransızca bilen olmaması değildi. Sorun, böyle bir ihtiyacın önceden öngörülmemiş olmasıydı.

İşte o gün şunu fark ettim: Uluslararası bir merkez olmak, sadece büyük terminaller inşa etmek değildir. Dünyanın dört bir yanından gelen insanların ihtiyaçlarını da önceden planlayabilmektir.

Kalkınmak ile gelişmişlik arasındaki fark budur.

Geçen haftaki yazımızda "Marmaris'in Sivrisinekleri" serisine başlamış ve ilk sivrisineğimizi, yani havalimanlarımızdaki fahiş fiyat sorununu ele almıştık.

Bu hafta ise havalimanından çıkıp şehrin içine giriyoruz. Çünkü turistin tatili sadece otelde geçmiyor. Hastaneye gidiyor, belediyeye uğruyor, karakola düşüyor, zabıtayla karşılaşıyor.

Ve tam burada şu soruyla yüzleşiyoruz:

Biz Marmaris'i gerçekten uluslararası bir turizm merkezi gibi planlıyor muyuz?

Bence asıl mesele yabancı dil bilip bilmemek değildir.

Asıl mesele, her yıl milyonlarca yabancıyı ağırlayan bir şehrin iletişim altyapısını buna göre kurup kurmadığıdır.

Çünkü turizmde iletişim de en az yol, su, elektrik ve internet kadar önemli bir altyapıdır.

Bir turist hastaneye girdiğinde derdini anlatabiliyor mu?

Karakolda ifade verebiliyor mu?

Belediyeden bilgi alabiliyor mu?

Kaybolduğunda yardım isteyebiliyor mu?

İşte uluslararası bir turizm kentinin kalitesi biraz da bu sorulara verdiği cevapla ölçülür.

Amacım ne polisimizi, ne doktorumuzu ne de zabıtamızı eleştirmek... Aksine, büyük bir özveriyle çalışan bu insanların uluslararası bir turizm merkezinin ihtiyaçlarına uygun araç ve desteklerle güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Rakamlar da bunu doğruluyor.

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 3,5 milyon yabancı ziyaretçi ağırlamışız. En büyük ziyaretçi grubunu İngilizler oluştururken onları Ruslar, Polonyalılar ve Almanlar izlemiş. Yalnızca Dalaman Havalimanı'ndan yaklaşık 1 milyon 900 bin yabancı giriş yapmış.

Bu kadar yabancıyı ağırlamak, yaklaşık beş ay süren uluslararası bir operasyonu yönetmek demektir. Böyle bir operasyonun başarısı yalnızca otellerin kalitesine değil, şehrin bütün kurumlarının aynı vizyonla çalışmasına bağlıdır.

Uluslararası turizm, uluslararası düşünmeyi gerektirir.

O halde yalnızca otellerimizi değil, şehir hizmetlerimizi de uluslararası ölçekte planlamak zorundayız.Sezon başlamadan hangi kurumda hangi dillere ihtiyaç duyulacağını da planlamalıyız. Çünkü yabancı dil, personelin kişisel meziyeti değil; iyi bir planlamanın parçasıdır.

Üstelik bu sorumluluk yalnızca kamu kurumlarının değildir. Turizmden geçimini sağlayan hepimiz bu zincirin bir halkasıyız. Otel çalışanı, restoran görevlisi, taksici, tekneci, esnaf... Turist bunların hiçbirini birbirinden ayırmaz. Onun hafızasında hepsi tek bir isim altında birleşir: Marmaris.

Peki çözüm?

Elbette uzun vadede kamu personelinin mesleki yabancı dil eğitimini güçlendirmek gerekir. Ancak bunun yanında daha hızlı uygulanabilecek çözümler de mümkündür.

Dünyada bunun başarılı örnekleri var. İstanbul'un tarihî yarımadasındaki Gönüllü Turizm Elçileri uygulaması ve Japonya'daki kayıtlı tercüman havuzları bunlardan sadece ikisi.

Marmaris neden kendi şartlarına uygun bir model geliştirmesin?

Belediye, kaymakamlık, üniversite ve turizm sektörünün iş birliğiyle bir Turizm Dil Destek Havuzu oluşturulabilir. Yabancı dil bilen üniversite öğrencileri, turist rehberliği mezunları, öğretmenler ve çevirmenler bu sisteme kayıt olabilir. Hastanede, karakolda, belediyede ya da başka bir kamu kurumunda kısa süreli iletişim desteğine ihtiyaç duyulduğunda, en yakın ve uygun dili bilen kişi belirli bir ücret karşılığında görevlendirilebilir.

Belki on beş dakikalık bir tercümanlık...

Belki yarım saatlik bir görüşme...

Ama bazen o yarım saat, saatler sürecek bir yanlış anlaşılmayı önleyebilir.

Böyle bir sistem yalnızca turistin sorununu çözmez. Aynı zamanda yabancı dil bilen gençlerimize yeni bir çalışma alanı da açar.

Önceki yazımızda "İlk izlenim son izlenimdir." demiştik.

Bu hafta ise şunu eklemek istiyoruz: Turist bizim misafirimiz olmak için geliyor.

O hâlde ilk görevimiz onunla ortak bir dil kurabilmektir. Çünkü uluslararası bir turizm merkezi olmak, sadece dünyanın insanlarını ağırlamak değil; onları anlayabilmektir.

Çünkü turizmde ortak dil kuramıyorsanız, ortak gelecek de kuramazsınız.

Okur görüşleri
6 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster6 yorum
İsmet CansaranCevap verBildir

Çok doğru ve yerinde tespitler; ilgili kurumların harekete geçmesine vesile olur umarım. Teşekkürler

HakanCevap verBildir

Bu konu ile ilgili iki makalenizi okudum arkadaşım. Hepimizin her gün belki konuşup, serzenişte bulunduğumuz konuyu o kadar güzel bir ifadeyle dile getirmişsiniz ki kaleminize sağlık diyorum…<br />
Bu makalenin öncelikle ilgili kurum temsilcileri tarafından okunup, dersler çıkartmalarını, duyarlı vatandaşlar olarak bizler de nerelerde katkı da bulunabiliriz diye kafa yormalıyız.

Faik Derya EcevitCevap verBildir

Sorunu ortaya koymuşsun, çözümde önermişsin Mustafa Kemal. Geriye ilgililerin harekete geç(iril)mesi kalmış.

Mehmet PAZARCIKCevap verBildir

Çok önemli konu. Tebrik ederim. Bir de turizm danışma büroları var. Bölgesinde bulunan tarihi yerleri bilip bunlar hakkında bilgisi olmayan , yabancı dil bilgisi olmayan personel de sorun. Arkeoloji mezunu gençlere bir iş olanağı olmalı. Sadece rehberlik hizmeti veren turizm şirketlerinin tek elinde kalmamalı. Bu güzel ve önemli konuların yanında bir parantez açmak istiyorum. Yeni yazıları bekliyoruz.

Mehmet PAZARCIKCevap verBildir

Çok önemli konu. Tebrik ederim. Bir de turizm danışma büroları var. Bölgesinde bulunan tarihi yerleri bilip bunlar hakkında bilgisi olmayan , yabancı dil bilgisi olmayan personel de sorun. Arkeoloji mezunu gençlere bir iş olanağı olmalı. Sadece rehberlik hizmeti veren turizm şirketlerinin tek elinde kalmamalı. Bu güzel ve önemli konuların yanında bir parantez açmak istiyorum. Yeni yazıları bekliyoruz.