Turizmde Sürtünme : Kalafat Olmazsa Motor Gitmez!
Sevgili Marmaris dostları,
Gençliğimde deniz kıyısındaki Mıstan Sokağı’nda otururken evimizin önünde yedi buçuk metrelik bir piyade teknemiz vardı. Beyaz, ahşap, tertemiz bir tekneydi ve dokuzluk pancar motorunun bizi bir kez bile yolda bıraktığına şahit olmadım. Çünkü rahmetli babam titiz bir denizciydi. Balıktan döndüğümüzde en az yarım saat tekne temizliği sürerdi. Teknenin her köşesi gözden geçirilir, bir ekmek kırıntısı bile bırakılmazdı. Yaz sonunda tekneyi Uzunyalı'da bakım için karaya alırdık. Önce yaz boyunca su kesimi altına yapışan yosunlar ve deniz canlıları "dırıma" dediğimiz işlemle temizlenir, ardından tekne karaya çekilir, altı zehirli boyayla boyanır, tahtaların arasına macun çekilirdi. Bir gün babama bunu neden yaptığımızı sormuştum. Hiç unutmadığım cevabı vermişti:
"Kalafat olmazsa motor gitmez."
İki buçuk aydır ben de evimi turizm amaçlı olarak kiraya veriyorum. Misafirlerimizin eve girişleri öncesinde kendileriyle irtibata geçiyor, araçlarıyla gelenlere yakınlardaki otoparklar hakkında bilgi veriyorum. Malum, deniz kıyısındaki Mıstan Sokağı'ndaki evimize araç girişi sadece sabah saatlerinde mümkün oluyor ve müşterilerimin araçlarını bırakabilecekleri en yakın otopark yaklaşık yarım kilometre ötede bulunuyor. Üstelik bu park yeri için günlük yaklaşık bin lira ödemeleri gerekiyor. Düşünün; altı kişilik bir aile geliyor, kişi başı gecelik yaklaşık bin lira ödeyerek şehrin en merkezi noktasında, denize sıfır bir evde tatil yapıyor. Ancak otomobillerini park edebilmek için de her gün neredeyse bir kişinin konaklama bedeline yakın bir ücret ödemeleri gerektiğini öğreniyorlar. Marmaris'teki tatillerine yaklaşık yarım kilometrelik bir yolda valiz taşıyarak başlamaları da cabası. Müşterilerim çoğu zaman otopark ücretini ödeyecekleri için değil, bunu beklemedikleri için şaşırıyorlar.
Burada otoparkın pahalı mı ucuz mu olduğunu tartışmıyoruz. Mesele, turistin tatiline daha ilk gününde gereksiz bir zorlukla başlamasıdır. İşte o anda yıllar önce babamdan öğrendiğim o cümle aklıma geliyor: Kalafat olmazsa motor gitmez.
Fizik derslerinden hatırlarız; sürtünme olmasaydı yürüyemezdik, araba fren yapamazdı, kalem elimizde durmazdı. Ama sürtünme gereğinden fazla olduğunda hareket zorlaşır, enerji boşa harcanır ve sistem yavaşlar. İlginçtir ki bu kavram yalnızca fizikte kullanılmaz. Ünlü Prusyalı askerî düşünür Carl von Clausewitz, Savaş Üzerine adlı eserinde sürtünmeyi, kâğıt üzerinde kusursuz görünen planların sahada beklenmedik küçük aksaklıklar yüzünden zorlaşması olarak tanımlar ve "Savaşta her şey basittir; fakat en basit işler bile sürtünme yüzünden zorlaşır." der. Turizm elbette bir savaş değildir. Ama iyi yönetilen her karmaşık sistem gibi onun da kendine özgü sürtünmeleri vardır.
Geçen iki haftadır "Marmaris'in Sivrisinekleri" serisinde önce havalimanlarındaki fahiş fiyatları, ardından ortak dil eksikliğini ele aldık. Aslında her iki yazının da ortak bir noktası vardı. Biri ekonomik, diğeri iletişimle ilgili görünüyordu; ama ikisi de turistin hayatını zorlaştıran birer sürtünmeydi.
Son günlerde bir başka ayrıntı daha dikkatimi çekiyor. Evimin önünden hemen her sabah saat beş civarında çöp kamyonu geçiyor. Özellikle cam şişelerin konteynere boşaltılırken çıkardığı gürültüyle çoğu zaman uyanıyorum. Burada yaşayan biri olarak zamanla buna alışıyorum. Ama tam karşımdaki beş yıldızlı otelde tatil yapan misafirlerimizi düşündüğümde kendi kendime şu soruyu soruyorum: Yıl boyunca özlemini çektikleri tatilin her sabahına böyle başlamak onlarda nasıl bir iz bırakıyor?
Kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Çöp elbette toplanacak, şehir elbette temiz olacak. Ancak belki güzergâhın, belki saatin, belki de kullanılan yöntemin yeniden değerlendirilmesiyle bu küçük rahatsızlık önemli ölçüde azaltılabilir. İşte sürtünmenin en belirgin özelliği de budur. Çoğu zaman ortada büyük bir hata yoktur; sadece küçük bir eksiklik vardır, küçüktür ama insanın bütün gününü etkileyebilir.
Turist uçağından iner, bagajını bekler, oteline ulaşmaya çalışır, otopark arar, toplu ulaşımı anlamaya çalışır, bazen yönlendirme tabelasını bulamaz, bazen ödeme sistemiyle uğraşır, bazen de basit bir bilgiye ulaşamaz. Bunların hiçbiri tek başına büyük bir problem değildir. Ama günün sonunda bütün enerjisini bu küçük engelleri aşmaya harcadığını hisseder. İşte sürtünme tam da budur.
Bugün dünyanın başarılı turizm merkezleri yalnızca kaç turist geldiğini değil, o turistlerin yolculuk boyunca nerelerde zorlandığını da ölçüyor. Çünkü biliyorlar ki tatilin kalitesini çoğu zaman büyük yatırımlar değil, küçük ayrıntılar belirliyor.
Geçtiğimiz yıl Muğla yaklaşık üç buçuk milyon yabancı ziyaretçiyi ağırladı. Bu, yaklaşık beş ay boyunca her gün on binlerce misafirin ağırlandığı uluslararası bir operasyonu planlamak ve yönetmek demektir. Böyle bir operasyonun başarısı yalnızca otellerimizin kalitesine değil, şehrin bütün kurumlarının, altyapısının ve hizmetlerinin aynı uyum içinde çalışmasına bağlıdır.
Son günlerde Marmaris'te turizmin geleceğine ilişkin belediyemizin, kaymakamlığımızın ve turizm sektöründeki sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek çözüm arayışında olduklarını memnuniyetle takip ediyoruz. Sorunların ortak akılla ele alınması ve farklı görüşlerin aynı masada buluşması son derece değerlidir. Ben de bu yazı dizisini o arayışa küçük bir katkı olarak görüyorum. Çünkü bazen çözüm, büyük projeler üretmekten önce hayatı zorlaştıran küçük sürtünmeleri fark etmekle başlıyor.
Yıllar önce Japon otomotiv sanayisinin yükselişini anlatan bir yazı okumuştum. Japon mühendisleri Amerikalılarla motor gücünde yarışamayacaklarını görünce farklı bir yol seçmişler. Kapının daha sessiz kapanmasını, koltuğun gıcırdamamasını, cam mekanizmasının daha rahat çalışmasını sağlayacak yüzlerce küçük ayrıntıyı tek tek ele almışlar. Sonunda daha güçlü otomobiller değil, daha sorunsuz otomobiller üretmişler. Bugün Japon otomotiv sanayisinin ulaştığı başarının temelinde de bu anlayış yatıyor: Sürtünmeyi azaltırsan başarı su gibi akıyor.
Belki de her sezonun sonunda kendimize şu soruyu sormalıyız:
"Bu yıl misafirlerimizi en çok zorlayan küçük ayrıntılar nelerdi?"
Sosyal medya yorumları, otel değerlendirmeleri, seyahat platformları, turizm işletmelerinin geri bildirimleri ve kamu kurumlarına ulaşan şikâyetler birlikte değerlendirilerek Marmaris'in "İlk 50 Sürtünme Noktası" belirlenebilir. Ardından yeni sezon başlamadan önce bu elli sorundan kaçının çözüldüğüne bakılabilir. Belki bunların bazıları yalnızca bir yön tabelasının yerini değiştirmek kadar basit olacaktır. Bazıları bir otopark düzenlemesi, bazıları çöp toplama saatlerinin yeniden planlanması, bazıları ise küçük bir bilgilendirme eksikliğinin giderilmesiyle çözülebilecektir. Tek başına önemsiz görünen bu ayrıntılar bir araya geldiğinde ise Marmaris'in turizm kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biri hâline gelecektir.
Üstelik bu mesele yalnızca belediyenin ya da kamu kurumlarının değildir. Turizmden geçimini sağlayan otelcisi, apart işletmecisi, teknecisi, restorancısı, taksicisi ve esnafıyla hepimiz aynı zincirin halkalarıyız. Bu nedenle kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Misafirimizin hayatını kolaylaştırıyor muyuz, yoksa farkında olmadan ona yeni sürtünmeler mi ekliyoruz?
Bence kalkınmak ile gelişmişlik arasındaki fark tam da burada ortaya çıkıyor. Kalkınan toplumlar büyük projeler yapar; gelişmiş toplumlar ise insanların hayatını zorlaştıran küçük sürtünmeleri azaltır. Yeni bir yol yapmak ya da büyük bir proje gerçekleştirmek yıllar alabilir. Buna karşılık bir yön tabelasını düzeltmek, gereksiz bir bürokratik işlemi kaldırmak veya bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmak çok daha kısa sürede mümkündür. Turizmde başarı bazen milyarlarca liralık yatırımlarda değil, insanların hayatını kolaylaştıran bu küçük dokunuşlarda gizlidir.
Geçen haftaki yazımızı "Ortak bir dil oluşturmadan turizmde başarılı olamayız." diyerek bitirmiştik. Bu hafta ise şunu eklemek istiyorum:
Kalafat olmazsa motor gitmez.
Bir teknenin hızını artırmak için her zaman daha güçlü bir motor gerekmez. Bazen gövdesine yapışan yosunları ve midyeleri temizlemek yeterlidir. Marmaris için de durum farklı değil. Hayatımızı ve misafirlerimizin tatilini zorlaştıran o küçük sürtünmeleri azaltabilirsek, turizm de çok daha akıcı işleyecektir.

Çok doğru görüşler. Belediye ve devlet el attıysa çözülür inşallah
Yine harika bir tespit yapmışsınız. Aslında bu sadece Marmaris için değil, her yer için uygulanmalı. Gayretlerinizi takdir ediyorum. Tebrikler ve teşekkürler!