?>

EMPATİ: KAYBETTİĞİMİZ DİLİ,YENİDEN HATIRLAMAK

NURETTİN  ECE

11 saat önce

Her gün yeni bir tartışmanın, yeni bir öfkenin, yeni bir şiddet haberinin içinde uyanıyoruz. Sokakta, trafikte, sosyal medyada, iş hayatında, siyasette ve hatta aile içinde bile tahammül eşiğimiz giderek düşüyor. Dünyanın teknolojisi gelişiyor, iletişim araçları çoğalıyor; ancak insanın insana olan mesafesi her geçen gün biraz daha artıyor.

Belki de çağımızın en büyük eksikliği bilgi değil, empatidir.

Empati; bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyabilmesi, onun duygu ve düşüncelerini kendi bakış açısından değil, onun penceresinden anlayabilmesidir. Çünkü gerçek empati, “Ben olsaydım ne hissederdim?” sorusundan çok, “Yaşadığı şartlarda, O ne hissediyor?” sorusunu sorabilmektir.

Bugün yaşadığımız birçok toplumsal sorunun temelinde de bu eksiklik yatıyor.

Bir olay yaşandığında hemen yargılıyoruz. Dinlemeden hüküm veriyor, anlamadan suçluyoruz. Sosyal medya birkaç saniye içinde binlerce hâkimin bulunduğu bir mahkemeye dönüşüyor.

Turizm kentlerinde de aynı tabloyu görüyoruz.

Örneğin Marmaris’te  de sürekli şu cümleleri duyuyoruz: “Turiste pahalı ürün satıldı…”, “Şu işletme turisti kandırdı…”, “Şöyle fazla ücret aldı…”, “Turist şöyle karşılandı…” Elbette yanlış yapan varsa hukuk gereğini yapmalıdır. Ancak birkaç kişinin yaptığı yanlışı bütün bir şehrin karakteri gibi sunmak da başka bir haksızlıktır.

Empati tam da burada devreye girer.

Bir turistin yaşadığı olumsuzluğu anlamaya çalışırken, aynı zamanda dürüst esnafın, gece gündüz çalışan turizmcinin, emeğiyle ayakta kalmaya çalışan binlerce insanın bakış açısını da görebiliyor muyuz?

Ya da tam tersini düşünelim.

Bir esnaf, turistin neden şikâyet ettiğini gerçekten anlamaya çalışıyor mu? Bir Esnaf, müşterisinin güven duygusunu anlayabiliyor mu? Bir turist, ekonomik kriz içinde yaşam mücadelesi veren insanların şartlarını görebiliyor mu?

Empati tek taraflı değildir.

Empati; herkesin birbirini anlamaya çalıştığı ortak bir zemindir.

İnsan beyni, farklı bakış açılarını görebildiğinde yalnızca daha anlayışlı olmaz;Aynı zamanda daha sağlıklı kararlar alır. Önyargılar azalır, öfke yerini muhakemeye bırakır. Şefkat ve anlayış arttıkça birey de ,toplum da daha güçlü hâle gelir.

Çünkü bakış açısı gerçekten her şeyi değiştirebilir.

Hayata hep aynı pencereden bakarsanız,aynı manzarayı görürsünüz. Ancak bazen başka bir insanın gözlerinden dünyaya bakabilmek, yıllarca öğrenemediğiniz bir gerçeği birkaç dakikada öğretebilir.Zaman değişiyor.İnsanlar değişiyor.Toplum değişiyor.Düşünceler değişiyor.Biz de değişmek zorundayız.

Her karşılaştığımız olay, bize yeni bir bakış açısı kazandırabilecek bir öğrenme fırsatıdır. Yeter ki önyargılarımızı bir kenara bırakabilelim.

Bugün şehirlerde artan şiddet olayları, Aile içi çatışmalar, kutuplaşmalar, nefret dili ve toplumsal gerilimler aslında ortak bir soruna işaret ediyor: İnsanlar birbirini anlamaktan vazgeçiyor.

Oysa hangi dili konuşuyor olursak olalım…

Hangi dine mensup olursak olalım…

Hepimiz aynı temel duyguları yaşıyoruz. Seviyoruz, üzülüyoruz, korkuyoruz, umut ediyoruz. İnsan olmanın ortak paydası tam da budur.

Bu nedenle empati yalnızca bireysel bir erdem değildir; toplumsal barışın temelidir.

Belki de artık eğitim sistemimizi yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.

Anaokulundan üniversiteye kadar her eğitim kademesinde “Empati ve Duygusal İletişim” dersine yer almalıdır. Çocuklar yalnızca matematik, fizik ya da tarih öğrenmemeli; birbirini dinlemeyi, anlamayı, farklı fikirlere saygı duymayı ve duyguları doğru okumayı da öğrenmelidir.

Çünkü empati öğrenilen bir beceridir.Empati geliştikçe aileler güçlenir.Aile güçlendikçe toplum güçlenir.Toplum güçlendikçe şehirler huzurlu olur.Şehirler huzurlu oldukça ülkeler büyür.Ülkeler huzur içinde yaşadığında ise Dünya daha yaşanabilir bir yer hâline gelir.

Belki de insanlığın bugün ihtiyaç duyduğu en büyük devrim; teknolojide değil, empatiyi yeniden hatırlayabilmektedir.

Çünkü:Dünya’yı  değiştiren şey, bazen yalnızca bir insanın diğerine hangi gözle baktığıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI